GİRİŞ
Yapay zeka, Avrupa Komisyonu tarafından yapılan tanıma göre “belirli hedeflere ulaşmak için – belli bir ölçüde özerklikle – çevresini analiz ederek harekete geçen ve zeki davranış sergileyen sistemler şeklinde tanımlanabilir[1]. Öyle ki yapay zekanın insanlığın son buluşu olduğu, bundan sonraki tüm buluşları yapay zeka sistemlerinin gerçekleştireceği de bilim insanları tarafından savunulmaktadır.
Yapay zekanın ürünlerinin niteliği, yapay zeka ile kurulan hukuki işlemlerin akıbeti ya da yapay zekanın eylemlerinden sorumluluğun tespit edilebilmesi açısından yapay zekanın hukuki statüsünün belirlenmesi önem taşımaktadır. Çalışmamız kapsamında eşya statüsü görüşü, köle statüsü görüşü ve kişi statüsü görüşü kapsamında; gerçek kişi benzeri statü görüşü, yapay vekil görüşü, elektronik kişi görüşü incelenecektir.
1. YAPAY ZEKA VE OTONOMİ KAVRAMI
Günümüzde insanlık, yapay zeka ve robotik teknolojilerinin hızlı gelişimiyle birlikte dijital çağ içinde yaşamını sürdürmektedir[1]. Yapay zeka teknolojisi ise insan zihnine benzer bir düşünme makinesi üretme amacı[2] ile teknolojiye yön vermektedir. Yapay zekayı, insan zekası gerektiren görevleri gerçekleştirebilen bilgisayar sistemleri şeklinde tanımlayabiliriz[3].
Otonom araç kavramı, dış müdahale olmaksızın, özerk şekilde, kendi başına karar alabilmeyi ve bu kararları uygulayabilen araçları ifade etmektedir[4]. Yapay zekaya sahip robotlara kişilik tanınması için eylem ve işlem kabiliyetlerinin sınırını tespit etmek önem taşımaktadır[5]. Henüz tam bağımsız otonom sistemlerde dahi insan izine rastlanıldığından otonom sistemlerin sergiledikleri davranışların bilinç eseri olduğunu söylemek tam olarak mümkün değildir. Hukuki açıdan önemli olan otonom sistemlerin davranışlarının önceden belirlenmemiş ve öngörülemez olmasıdır[6].
Yapay zekanın otonom seviyelerine, gelişmişlik düzeylerine bakılarak yapay zeka üçe ayrılmaktadır. Bunlar dar (zayıf) yapay zeka, geniş (güçlü) yapay zeka ve süper yapay zeka olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında bu ayrım; dar(zayıf) yapay zeka, geniş (güçlü) yapay zeka, zihin teorisi yapay zekası ve süper yapay zeka şeklinde de yapılabilmektedir[7].
Dar (zayıf) yapay zeka; tek konuda uzmanlaşabilen, sadece belli alandaki sorulara cevap verebilen yapay zeka türü[8] olup dünya satranç şampiyonu Kasparov’u yenmiş olan Deep Blue isimli IBM Şirketi’ne ait yapay zeka örnek gösterilebilir[9]. Geniş (güçlü) yapay zeka; sadece tepki vermekle kalmayan, karar alabilen ve aldığı kararı uygulayabilen, insanla aynı hızla süreç yönetebilen yapay zekadır. Sürücüsüz araçlar ya da dijital asistanlar bu tür yapay zekaya örnek olarak gösterilebilir[10]. Son olarak süper yapay zeka; insanların duygu düşüncelerini algılayabilen, insanlarla sosyal ilişkiler kurabilen, insan üstü zekaya sahip olan, sorulan her soruya cevap verebilen, performansı insandan üstün olan yapay zeka türüdür[11]. Bu tür yapay zekanın henüz gerçek hayatta bir örneği bulunmamakta, şimdilik yalnızca bilim kurgu filmlerinde karşımıza çıkmaktadır[12].
Çalışmamız kapsamında yapay zekanın hukuki statüsü belirlenirken dar ve geniş yapay zeka türü irdelenecektir. Nitekim süper yapay zekanın günümüzde herhangi bir örneği olmadığı gibi yakın gelecekte bu tür bir yapay zekanın yaygınlaşması öngörülmemektedir. Zaten böyle bir yapay zeka türünün kendi kendisini temsil edebileceği kuşkusuzdur.
[1] Muharrem Kılıç, “Hukuksal Aklın Transhümanistik Temsilleri Ve Ontorobotik Varoluş Formları”, Adalet Dergisi, S. 66, Mayıs 2021, s. 15-54, s. 19.
[2] Günümüze kadar dünya üzerinde tek gelişmiş duyarlı yaşam formunun insan olduğu düşüncesi hakimken artık homo sapiens türüne “robo sapiens” terimiyle ifade edilen dijital yaşam formlarının da eşlik ettiği görüşü bulunmaktadır. (Detaylı bilgi için bkz: Bloom, Peter, Identity, Institutions and Governance in an AI World: Transhuman Relations, Palgrave Macmillan, Switzerland 2020, p. 218 ‘den nakleden Kılıç, s. 25.
[3] Meliha Akbilek, “Teknolojinin Pandora Kutusu: Robotların Hukuki Kişilikleri ve Hukuki Sorumlulukları”, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 3, S. 6, Aralık 2017, s. 215-236, s. 217.
[4] Akbilek, s.
[5] Akbilek, s. 226.
[6] Abdurrahim Altun, Yapay Zekaya Elektronik Kişilik Tanınması, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi (915862), Ankara, 2023, s. 44, 45.
[7] Detaylı bilgi için bkz: Başak Bak, “Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Yapay Zekâ Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S.35, 2018, s. 211-232., s. 214.
[8] Elif Gizem Koç, “Yapay Zekanın Hukuki Statüsüne Yönelik Yaklaşımlar ve Genel Bir Değerlendirme”, Yapay Zeka Ve Hukuk, Ed. Mustafa Aksu, İstanbul, 2024, s. 309.
[9] Bak, s. 213.
[10] Koç, s. 309,
[11] Koç, s. 310.
[12] Koç, s. 309, 310.
2. YAPAY ZEKANIN HUKUKİ STATÜSÜ
Gelişen teknoloji ile yapay zeka ile insan etkileşimi artmış ve hukuki pek çok soru ortaya çıkmıştır. Örneğin; yapay zeka tarafından akdedilen bir sözleşmenin akıbetinin ne olacağı, yapay zeka nedeniyle meydana gelen zararlarda sorumluluğun kime ait olacağı, yapay zekanın ürettiği şeyler üzerinde hak sahibinin kim olacağı gibi sorular, yapay zekanın hukuki niteliğinin belirlenmesini zorunlu kılmıştır. Yapay zekaya ilişkin bir diğer soru, yapay zekanın haksız fiilinden sorumluluğun kimde olacağı sorusudur. Bu soruların cevaplanabilmesi adına öncelile yapay zekanın hukuki niteliğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Yapay zekaya ilişkin henüz açık bir düzenlemenin hukukumuzda bulunmaması nedeniyle yapay zekanın hukuki statüsü bakımından farklı görüşler bulunmaktadır.
2.1. Eşya Statüsü Görüşü
Yapay zekanın eşya statüsünde olduğunu savunan görüş; yapay zekanın insanlığın yararına kullanılan bir araç olmasından yola çıkmaktadır. Bu görüşe göre yapay zeka mülkiyetin konusu olabilecektir[1]. Bu görüş temelinde yapay zekanın henüz bir araç gibi kullanılıyor olması, eylemlerinden sorumlu olmaması fikrine dayanır ve buna göre yapay zekadan kaynaklanan uyuşmazlıklarda sorumluluk mülkiyet sahibine yüklenmelidir.
Gelişen dünyada yapay zekanın otonomluğu, öngörülemezliği gibi kavramlar doğrultusunda yapay zekaya basit bir eşya statüsü tanınamayacağı da açıktır[2]. Yapay zekanın eşya statüsünün tartışılması için öncelikle eşya kavramını anlamakta fayda vardır.
Türk hukukunda eşya; “cismani, sınırlandırılmış, üzerinde hakimiyet kurulabilen şey”[3] olarak tanımlanabilmekteyse[4] de daha geniş bir tabirle “üzerinde hakimiyet kurulmaya elverişli, sınırları belirli, kişilik dışı cismani varlıklar” şeklinde tanımlanabilir[5]. Doktrinde bazı yazarlara göre eşyanın bir diğer unsuru da ekonomik bir değere haiz olması da gerekmektedir[6]. Ancak katıldığımız görüşe göre maddi anlamda değer taşımasa dahi manevi değer atfedilebilen varlıkların da eşya olarak tanımlanabileceğinden, eşyanın ekonomik değer taşıma gibi bir unsurunun bulunmadığı ifade edilebilecektir[7].
Cismanilik unsuru, varlığın maddi bir varlığa sahip olmasını, elle tutulabilir üç boyutlu bir cisim olmasını ifade etmektedir[8]. Yapay zekanın cismanilik unsurunu tek başına taşımadığı açıktır. Bununla birlikte yapay zeka da esasında bir bilgisayar programı olduğundan, bilgisayar programlarının cismaniliğine ilişkin benzer tartışmalar yapay zeka için de yapılabilecektir.
Bu kapsamda bir görüşe göre bilgisayar programları bir veri taşıyıcısına yüklenmeden anlam ifade etmediği için ve bilgisayarlar da içindeki programlar olmadan bir anlam ifade etmediği için cismanilik unsurunu dolaylı yoldan kazanmakta ve eşya sayılmaktadır[9]. Bir diğer görüşe göre ise bilgisayar programının gayrimaddi bir varlık olduğu, üstünde programcısının fikir haklarının bulunduğu kabul edilmektedir[10]. Nitekim Türk hukukunda ikinci görüş benimsenmiş, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu madde 2 kapsamında bilgisayar programları eser statüsünde kabul edilmiştir.
Yapay zekanın eşya olarak nitelendirilmesi en çok kişi dışılık unsuru bakımından eleştirilmektedir. Nitekim giderek daha akıllı hale gelen yapay zeka programlarının, evdeki mutfak robotun ile bir tutulması mümkün olmamalıdır[11]. Tamamen otonom ve akıllı yapay zekalar söz konusu olduğunda, yapay zekanın kendi programlayıcısı tarafından dahi öngörülemeyecek şekilde gelişebileceği yüksek ihtimaldir. Buna örnek olarak Microsoft yazılımına ait Tay isimli yapay zekanın, Twitter kullanıcılarıyla sohbetleri aracılığıyla ırkçı ve cinsiyetçi olmayı öğrenmesi, hatta bu durumun tehlikeli seviyeye gelmesi nedeniyle Microsoft tarafından Tay’ın kapatılmak zorunda kalması durumu gösterilebilir[12]. Bu olay dahi tek başına yapay zekanın, yaratıcısından bağımsız şekilde, kontrolden çıkmasının ne kadar kolay olduğunu göstermekte ve bu da kişi dışılık unsuru taşımadığı iddiasını güçlendirmektedir[13]. Bazı yazarlar Tay’in başına gelen bu durumun bir kontrolden çıkma durumu olmadığını, tıpkı küçük bir çocuğa ne verirseniz onu uygulayacağı gibi Tay’in de kendisine ne verildiyse onu öğrendiğini savunmakta ve bu olay ile asıl vurgulanması gerekenin yapay zekanın öğrenme hızı göz önüne alındığında eylemlerinin öngörülmez olduğunu belirtmektedir[14].
Yapay zekanın eşya sayılması fikri, hukuki sorunlara cevap veremediğinden ve gelişen teknolojiye ayak uyduramayacağından tarafımızca da benimsenememiştir.
[1] Erdem Doğan, Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu, 2022, s. 173, 174. Alexandre, Filipe M.: The Legal Status of Artificially Intelligent Robots – Personhood, Taxation and Control, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi – Tilburg University), Danışman Prof. Dr. Erik Vermeulen, Savunma Tarihi 12 Haziran 2017, p. 16. ‘den nakleden Sinan Sami Akkurt, “Yapay Zekanın Otonom Davranışlarından Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk”, Uyuşmazlık Dergisi, Haziran 2019, S. 13, s. 39- 59, s. 44.
[2] Seda Gayretli Aydın, Yapay Zekanın Hukuki Sorumluluğu, 2. B., 2024, s. 79.
[3] Lale Sirmen, Eşya Hukuku, Legem Yayınları, 11.B., Ankara, 2023, s. 5.
[4] Sirmen’e göre kişi dışılık unsuru, vücuttan ayrılan parçaların eşya niteliği taşımasından dolayı yanıltıcı bir unsurdur, s. 5.
[5] Sanem Aksoy Dursun, Eşya Kavramı, İstanbul, 12 Levha Yayıncılık, 2012, s. 24- 37.
[6] M. Kemal Oğuzman/Özer Seliçi/Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, 15. B. İstanbul, Filiz Kitabevi, 2012, s.7.
[7] Aksoy Dursun, s. 30, 31.
[8] Aksoy Dursun, s. 24.
[9] Peter Bydlinski, “Der Sachbegriff im elektronischen Zeitalter: zeitlos oder anpassungsbedürftig”, 1998, s. 305, 306’den nakleden Aksoy Dursun, s. 75- 77.
[10] Oliver Kalin, Sachbegriff im schweizerischhen Recht, Zurich, Schulthess, 2002, 183- 185’ den nakleden Aksoy Dursun, s. 83, 84.
[11] Bak, s. 216, 217.
[12] Microsoft tarafından, Tay’ın Twitter üzerinden insanlarla sohbet ederek kendisini geliştirmesi hedeflenmişti. Öyle ki slogan olarak “Tay ile ne kadar sohbet ederseniz, o kadar akıllı hale gelecek” (“The more you chat with Tay, the smarter she gets”) ifadesi kullanılmıştı. Ancak kullanıcılar Tay’i kötüye kullanarak onu kısa sürede ırkçı, saldırgan ve uygunsuz ifadeler kullanmaya yönlendirmişlerdi. Bunun sonucunda Tay, birkaç saat içinde çok uygunsuz tweetler atmaya başlamıştı. Hatta Tay, açıkça soykırımı desteklediğini söyleyen bir tweet dahi atmıştı. Bu olay büyük tepki çekince Microsoft, Tay’i kapatıp kamuoyundan özür dilemek zorunda kalmıştı. Detaylı bilgi için bkz: https://www.bbc.com/news/technology-35902104 (çevrimiçi) (Son Erişim Tarihi: 23.05.2025)
[13] Bu noktada gelinen aşamada artık yapay zekaların; filtreleme ve içerik denetleme sistemleri ile denetlenmesi ve gözetim altında tutulması ön plandadır.
[14] Bak, s. 218.
2.2. Köle Statüsü Görüşü
Roma hukukunda köleler, mal (res) statüsünde sayılsa da belli başlı durumlarda kişi (persona) özelliği göstererek hukuki işlem yapabilmektelerdi[1]. Locke’a göre insanlar ürettikleri ürünler üzerinde mülkiyet hakkına sahip olabilmelidir[2]. Bu nedenle insan tarafından üretilen yapay zeka, insani özellikler taşısa dahi, üzerinde mülkiyet kurmaya elverişli bir statüye sahip olmalıdır[3]. Böylece akıllara eşya statüsünde kabul edilmiş köleler ile yapay zekanın statüsünün bir kabul edilmesi ihtimalini getirmektedir[4]. Bu görüşe göre; kölelik görüşü ile savunulan köleliğin canlandırılmasından ziyade tarihçi yaklaşımla geçmişteki benzer sorunların çözümünü irdelemektir[5].
Roma hukukunda köle, efendisinin mülkiyetindeki alınabilen, satılabilen, ödünç verilebilen bir mal (res) statüsündeydi[6]. Kölelerin hak ehliyeti yoktu ancak belli şartlar sağlandığı takdirde fiil ehliyeti bulunmaktaydı. Efendilerin kölelerine belli bir sermaye vermesi ile kölelerin hukuki işlem yapabileceği bir sistem kurulmuştu. Kölelere verilen bu sermayeye “pecilium” adı verilmekteydi[7]. Bu parayı işletme yetkisi köleye ait olsa da sermaye yasal olarak hala efendisine ait olmaktaydı[8].
Dijital pecilium kavramı yapay zekaya kendisininmiş gibi işletmesi adına bir fon özgülenmesi olarak tanımlanabilir[9]. Bu fikrin savunucuları, yapay zekanın herhangi bir tüzel kişiliğe gerek kalmadan hesap verebilir kılınmasına bir kapı açtığını belirtmektedir[10].
Bizim de katıldığımız görüşe göre[11] her ne kadar dijital pecilium önerisi pratik bir çözüm olsa da yapay zekaya kölelik statüsü atfedilmesinin modern dünya koşullarında mümkün olmaması gerekir[12]. Roma hukuku, bizlere yol gösterebilecektir. Ancak pecilium kavramını kullanmanın yalnızca kölelik sistemi ile mümkün olacağını söylemek doğru değildir. Bu kapsamda yapılacak yeni düzenlemelerde pecilium kavramı rol model alınabilecekse de bunun kölelik sistemi ile yapılması görüşü benimsenememiştir.
[1] Özbay, s.877.
[2] Solum’a göre bu yaklaşım çocukların da ebeveynlerin ürünü olmasından yola çıkarak köle niteliğinde sayılması olarak yorumlanabileceğinden sakıncalı bir yaklaşımdır. Ancak Locke bu ihtimale karşı çocukların ebeveynler tarafından değil, Tanrı’nın yaratımı olduklarını ileri sürmektedir. Detaylı bilgi için bkz: Mustafa Zorluel, “Yapay Zekâ ve Telif Hakkı”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, C. 32, S. 142, Mayıs 2019, s. 305-356, s. 343.
[3] Seda Kara Kılıçarslan, “Yapay Zekanın Hukuki Statüsü Ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, Temmuz 2019, S. 2, s. 363-389, s. 378.
[4] Ümit Vefa Özbay, Dijital Peculium Kavramı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ekim 2021, C. 70, S. 3, s. 867-98, s. 870.
[5] Özbay, s. 878 (Ayrıca Özbay, elektronik kişi teriminin tam olarak oturtulmasına kadar geçecek süreçte kölelik hukukunun, özellikle pecilium kavramının bir geçiş süreci taşıyacağını belirtmektedir.)
[6] Bülent Tahiroğlu Belgin Erdoğmuş, Roma Hukuku Dersleri, İstanbul, 2014, s. 142, 143. Ziya Umur, Roma Hukuku Ders Notları, İstanbul, 1999, s. 159.
[7] Özbay, s. 880, 881.
[8] Özbay, s. 882.
[9] Andrew Katz, Intellegent Agents And Internet Commerce in Ancient Rome, Society For Computers and Law, 2008, (çevrimiçi) https://www.scl.org/1095-intelligent-agents-and-internet-commerce-in-ancient-rome/ (Son Erişim Tarihi: 24.04.2026)
[10] Pagallo, Ugo. “Killers, Fridges And Slaves: A Legal Journey in Robotics, 2011, AI&Soc. ‘den nakleden Özbay, s. 884.
[11] Koç, s. 313. Bak, s. 219.
[12] Koç, s. 313. Bak, s. 219.
2.3. Kişi Statüsü Görüşü
Fütüristler, teknolojik gelişmelerle birlikte gelecekte insan bilgisinin daha fazla ağa aktarılacağını, bunun sonucu olarak makinelerin de bilgilerin tamamını anlayıp sentezleyip değerlendirebileceğini, böylelikle insan ile makine arasındaki ayrımın ortadan kalkacağını savunmaktadırlar[1].
Isaac Asimov’un üç robot kuralı vardır[2]. Ancak robotlar otonomi seviyelerini geliştirdikçe artık bu kurallara uymamaya karar verebilir. Ayrıca Asimov’un kurallarının yapay zeka tarafından her zaman uygulanmayacağı da açıktır. Şöyle ki; askeri casusluk, bomba atma, askeri yük taşıma vb. amaçlar için tasarlanmış yapay zekalar, eline bulunan toplum için yararlıysa da savaş ortamında karşı tarafa zarar vermesi kaçınılmaz olduğundan yapay zekanın hiçbir zaman Asimov’un kurallarını ihlal etmeyeceği düşüncesi gerçeklikten uzak bir düşünce olacaktır[3].
Hal böyle olunca öğrenme ve gelişme kapasitesi taşıyan, kendi kararlarını alabilen, insani eylemleri yerine getirebilen, eylemleri öngörülemeyen, hukuki işlem yapabilme kapasitesine sahip robotik yapay zekaların kişi sayılıp sayılamayacağı bu başlık altında incelenecektir.
[1] Kılıç, s. 27,28.
[2] 1. Bir robot bir insana zarar veremez ya da hareketsiz kalarak insanın zarar görmesine göz yumamaz. 2. Bir robot, ilk kuralla çelişmediği sürece, insanın verdiği tüm emir ve talimatlara uymak zorundadır. 3. Bir robot, ilk iki kuralla çelişmediği sürece, kendi varlığını korumak zorundadır. Detaylı bilgi için bkz: Asimov, Isaac, I Robot, gnome press, 1950, s. 37 ‘den nakleden Gayretli Aydın, s. 83.
[3] Anderson, After 75 Years, Isaac Asimov’s Three Laws of Robotics Need Updating; ‘den nakleden Akbilek, 224.
2.3.1. İnsana Denk Gerçek Kişi Benzeri Bir Kişilik Görüşü
Yapay zekanın insana denk bir statüye sahip olması gerektiğini savunan görüş; insanları diğer varlıklardan ayıran özelliğinin düşünmek ve bağımsız şekilde karar alabilmek olduğunu ve gelişen teknoloji ile bunları yapay zekanın da yapabileceğini savunmaktadır[1]. Ayrıca bu görüş, yapay zekanın hata yaptığında sorumlu tutulabilecek olması ya da doğru bir şey yaptığında ödüllendirilebilecek olması nedeniyle de bu fikri savunmaktadır[2].
Ancak yapay zekanın henüz gerçek kişi statüsünde sayılabilecek otonomi düzeyine erişmediği muhakkaktır. Örneğin; yazılım hataları gibi nedenlerle yapay zekanın ehliyetinin kısıtlanması durumunda yazılım hatası düzeltilebileceğinden, düzeltilemezse de yapay zeka devre dışı bırakılacağından yapay zekanın dışarıya bağımsız tam otonom bir gerçek kişi statüsünde değerlendirilmesi mümkün olmamalıdır[3].
Belirttiğimiz gibi yapay zekaya insana denk gerçek kişi benzeri bir statüsü verilmesini sağlayan görüş bu fikrini yapay zekanın ayırt etme gücüne, bilinçli bir iradeye sahip olmasına dayandırmaktadır. Ancak salt bu nedenin yapay zekaya gerçek kişi bezeri bir kişi statüsü tanınmasına yetmeyecektir[4].
[1] Solum, Lawrence B., “Legal Personhood For Artificial Intelligences”, North Carolina Law Rewiev, C. 70, S. 4, 1992, s. 1231 ‘den nakleden Remzi Demir, Yapay Zeka İmalatçısının Ürün Sorumluluğu, Ankara, 2023, s. 83.
[2] Chesterman, Simon. Artificial Intelligence and the Limits of Personality, International and Comparative Law Quarterly, 2020, s. 819- 844, s. 820 ‘den nakleden Gayretli Aydın, s. 83.
[3] Koç, s. 316.
[4] Solum, s. 1283 ‘den nakleden Koç, s. 317.
2.3.2. Tüzel Kişilik Statüsü Görüşü
Yapay zekanın, tüzel kişiliğe sahip olması gerektiğini savunan görüş, gerçek kişinin yalnızca insan olabileceğini ancak bu durumun yapay zekayı eşya ya da köle olarak nitelemeye yetmeyeceğini, yapay zeka ile onu yöneten kişi arasında tüzel kişi ile organı arasındaki ilişkinin benzer olduğunu, tıpkı tüzel kişilerde olduğu gibi yapay zekanın da bir sicile kayıtlarının sağlanması ile kişilik kazanabileceğini savunmaktadır [1].
Bu görüş tüzel kişi ve organı arasındaki ilişki gibi yapay zeka ile onu kullanan arasında bir ilişki olacağını savunması yönünden eleştirilmektedir. Nitekim tüzel kişi ile organı arasındaki ilişki “ortak amaç” kavramı üzerinden ele alınırken yapay zeka onu yöneten, kullanan kişi arasında böyle bir ortak amaç söz konusu olmayacaktır[2]. Ayrıca bu görüş; yapay zekanın sorumluluğu durumda uygulanacak cezai yaptırımın yalnızca kendisine özgülenen malvarlığıyla sınırlı bir tazminat olarak belirlenmesi durumunun caydırıcı olmayacağı nedeniyle eleştirilmektedir[3].
Açıklanan eleştiriler tarafımızca da benimsenmiş olup yapay zekanın kişiliğe haiz olacaksa dahi bunun ne gerçek kişilik ne tüzel kişilik olabileceği kanaatine varmaktayız. Yapay zekaya tüzel kişilik tanınması söz konusu olduğu takdirde, yapay zekaya özgülenen yeni bir şirket kurulması mı söz konusu olacaktır sorusu akıllara gelmektedir. Şayet böyle bir durumda yapay zekanın üreticisi konumundaki şirket dururken; yapay zekaya sıfırdan şirket kurulması, şirkete ayrı ayrı organlar atanması süreçlerinin işleri daha da karıştıracağı da açıktır.
[1] Perennou, Thomas, State of the Art on Legal Issues, 2014, s. 11,12 ‘den nakleden Koç, s. 324.
[2] Bak, s. 219. Akkurt, s. 45, 50.
[3] Ugo Pagallo/Ceren Soydan, Vital, Sophia ve Şti.- Robotların Hukuki Kişiliğinin Arayışında, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 5, S. 1, Nisan 2020, s. 4047- 4064, par. 6 vd. ‘den nakleden Koç, s. 326.
2.3.3. Yapay Vekil (Temsilci) Görüşü
Bu görüşe göre yapay zeka, insanın vekili olarak vekalet ilişkisi kapsamında değerlendirilmelidir. Yani yapay zeka, temsil ettiği kişinin talimatlarına uymakla yükümlü olup[1] uymadığı takdirde sözleşmenin taraflarına karşı sorumlu olacaktır[2].
Her ne kadar yapay vekil görüşü hukuki açıdan sorunların giderilmesinde pratik bir yol gibi gözükmekteyse de yapay vekilin, temsil ettiği kişiye karşı sorumluluğunu yerine getirmesi için yine bir kişi statüsüne herhangi bir şekilde sahip olması gerekeceğinden bu görüş tarafımızca pek isabetli bulunmamıştır.
[1] Bu kapsamda beyanla bağlılık ilkesine uyulması gerektiği düşünülmektedir.
[2] Thomas Perennou, State of teh Art on Legal Issues, 2014, s. 12 ‘den nakleden Koç, s. 322.
2.3.4. Elektronik Kişilik Statüsü Görüşü
Avrupa Parlamentosu Robotlar Hakkında Medeni Hukuk Kuralları Tavsiye Raporu ile yapay zekaya elektronik kişilik tanınması fikri teklif edilmiştir. Bu fikir, robotlar hakkında özel bir yasal statü getirilmesi gerekliliğine dayanır. Böylelikle otonom robotların özel hak ve yükümlülüklerle donatılarak vermiş oldukları zararlardan ve kararlardan sorumluluğunun belirlenmesi hedeflenmiştir. Öneri, otonom robota ait bir fon oluşturulmasını, bu fonun Avrupa Birliği sicilinde bireysel bir kayıt numarası ile kayıt altına alınmasını, otonom robotun eylemlerinden meydana gelen zararların robota ait bu fondan karşılanmasını, aynı zamanda bu fon ile robot yararına yapılacak mali işlemlerin de yapılmasını öngörmüştür.[1].
Avrupa Parlamentosu tarafından bu öneri kabul edilmemiştir. Nitekim tavsiye raporu kapsamında da belirtildiği gibi elektronik kişilik tanınması ancak yapay zekanın/ robotların akıllı, otonom kararlar alabilmesi ve bağımsız olarak üçüncü kişilerle etkileşim kurabilmesine bağlı olacaktır. Günümüz teknolojisinde henüz bu mümkün olmadığından şu an için robotlara bir elektronik kişilik tanınması fikri Avrupa Parlamentosu tarafından benimsenmemiştir.
Her ne kadar elektronik kişi görüşü yapay zekanın bir sicile kaydedilmesi, böylelikle şeffaflığının sağlanması ve sorumluluk tespitinin belirlenmesinin sağlanması açısından kabul edilebilir bir görüş olsa da yapay zekaya tanınacak fon bakımından sorulara cevap verememektedir. Nitekim bu fonun kim tarafından ödeneceği dahi belirlenememektedir.
[1] Detaylı bilgi bkz: European Parliament Committee on Legal Affairs Draft Report, 2015/2103 (INL), s. 11-12. chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/JURI-PR-582443_EN.pdf (Son Erişim Tarihi: 25.04.2026)
2.4. Eser Statüsü Görüşü
Türk hukukunda bilgisayar programlarının üstünde programcısının fikir haklarının bulunduğu görüşü benimsenmiş, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) madde 2 kapsamında bilgisayar programları eser statüsünde kabul edilmiştir[1]. Doktrinde yapay zekanın da özünde bir bilgisayar programı olmasından yola çıkarak fikri mülkiyet hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin bir görüş de bulunmaktadır[2].
Buna karşı görüş ise; FSEK kapsamında eserleri meydana getirenin yalnızca gerçek kişiler[3] olabileceğini, yapay zekanın hem gerçek kişi hem tüzel kişiler tarafından imal edilebileceğini, bu yüzden yapay zekalı ürünün eser niteliği taşımadığını savunmaktadır[4].
Bunun yanında bir diğer tartışma yapay zekanın ürettiği eserlerde fikir sahibinin yapay zeka olup olamayacağı sorusudur. Doktrinde temel kanunlarda kişilik atfedilmemiş bir varlığa FSEK ile kişilik tanınamayacağı, bu yüzden yapay zekanın eser sahibi sıfatına haiz olamayacağını savunan görüş ağırlıklıdır[5].
Ancak bu noktada yapay zeka tarafından üretilen ürünlerin eser niteliği taşıyıp taşıyamayacağının irdelenmesi gerekmektedir. Yapay zeka tarafından üretilen ürünler (resimler, müzikler, videolar, senaryolar, oyunlar vb.) özgünlük taşımamakta, taklit eseri olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle, bu ürünler çoğunlukla daha önceki verileri taklit eden ya da onlardan türeyen içeriklerdir. Hal böyle olunca yapay zekanın, eser sahibi sıfatına haiz olamayacağı açıktır.
Bu kapsamda günümüz hukuk sisteminde yapay zekaya eser statüsü atfedilmesine hukuki bir engel bulunmamaktadır. Kanaatimce yapay zekanın Türk hukukunda eser statüsüne haiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
[1] Aksoy Dursun, s. 83, 84.
[2] Esra Karaca, Uğur Karataş, “Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Fikri Ürünlerin 5846 Sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanununa Göre Korunması”, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Haziran 2022, S. 1, s. 17-50, s. 24.
[3] Belirtmek gerekir ki FSEK m. 1/B-b madde hükmündeki “gerçek” ibaresi 03.03.2004 tarihli 5101 sayılı kanun madde 28 ile çıkarılmış olup bu yorumu yapan görüş tüzel kişiler için manevi hak sahipliğinin olamayacağından, yaratıcı faaliyeti olmayan tüzel kişinin eser sahibi olamayacağından da yola çıkarak bu yorumu yapmaktadır.
[4] Demir, s. 83.
[5] Baturalp Yavuz, “Yapay Zekanın Hukuki Statüsü”, Bursa Barosu Dergisi, Eylül 2021, S. 121, s. 63-70, s. 66.
3. DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Yapay zekâ, ne klasik anlamda bir eşya, ne de gerçek/tüzel kişi olarak nitelendirilebilir. Günümüzde yapay zeka, henüz tam anlamıyla otonomi kazanmamıştır. Bunun yanında yapay zekan, esasında bir bilgisayar programı olduğundan eser olarak nitelendirilebilecektir.
Bununla birlikte asıl mesele yapay zekanın hukuki niteliğinin tanımlanması değil, onun sebep olduğu fiillerden doğan sorumluluğun nasıl ve kime atfedileceğinin belirlenmesidir. Yapılması gereken, uygulamada izlenebilirlik ve sorumluluğun şeffaf biçimde tespit edilmesini sağlayacak altyapının oluşturulmasıdır.
Yapay zekanın hukuk düzeni içinde bir özneye dönüştürülmesine ya da onun lehine yeni bir kişilik statüsü yaratılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yerine, yapay zekaya sahip her aracın ya da robotun merkezi bir sicile kayıtlı olması yeterli olacaktır. Bu sicil aracılığıyla yapay zekanın mülkiyet durumu, geliştiricisi, programlayıcısı, kullanıcısı ve sigorta bilgileri gibi sorumluluğun tayininde etkili olacak tüm veriler düzenli şekilde kayıt altına alınabilir. Böylece yapay zekanın sebep olduğu fiillerde, zarar gören üçüncü kişilerin kiminle muhatap olacaklarını tespit etmesi kolaylaşacak ve hukuki belirsizlik ortadan kalkacaktır.
Mevcut hukuk sistemimizde adam çalıştıranın sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu gibi kusursuz sorumluluk hallerini düzenlemiş olup, benzer biçimde yapay zekanın da bir araç olarak değerlendirilmesi ve belirli kişilerin objektif sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Bu çerçevede, merkezi bir sicil sistemi, yapay zeka ile ilgili olası hukuki ihtilaflarda delil niteliği taşıyacak ve idari denetimi kolaylaştıracaktır. Böylece, mevcut hukuk sistemini köklü biçimde değiştirmeye gerek kalmadan sorumluluk sorununa pratik bir çözüm sunulmuş olacaktır. Sicil sayesinde yapay zekanın kime ait olduğu, kim tarafından geliştirildiği ve kim tarafından kullanıldığı net biçimde izlenebilir hale gelecek ve olası bir zarar durumunda muhatap belirlemek kolaylaşacaktır.
Ancak bu yaklaşımın geçerliliğinin, içinde bulunduğumuz teknoloji çağının koşullarıyla sınırlı olduğunu da belirtmek gerekir. Elbette, teknolojinin evrimi ile birlikte ileride bu yönde bir düzenlemeye ihtiyaç duyulabilir; ancak günümüz itibarıyla böyle bir hukuki statüye gerek olmadığı, asıl çözümlenmesi gerekenin yapay zekaya ilişkin sorumluluğun tespiti olduğu fikri benimsenmiştir.
İrdelenmesi gereken esas meselenin sorumluluğa ilişkin olduğu da çalışmamız kapsamında tespit edilmiştir. Nitekim sürücüsüz otonom bir aracın karıştığı kazada kimin sorumlu olacağı, akıllı evlerin giren hırsıza orantısız güç uygulaması durumunda sorumluluğun kime atfedileceği gibi somut olay özelinde hukuk dünyası tarafından cevaplanmakta zorlanılan sorular mevcuttur.
Avrupa Parlamentosu tarafından yapay zekaya elektronik kişilik tanınması teklifinin reddedilmesi akabinde, yapay zekanın araç olarak kullanıldığı olaylarda sorumluluğun tespitine yoğunlaşmış ve buna ilişkin olarak Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act – Regulation (EU) 2024/1689)[1] kabul edilmiştir[2].
Bu tüzük ile sağlayan için; risk yönetimine, veri kalite kontrolüne, siber güvenlik kontrollerine, şeffaflığa ve yapay zeka sistemini AB veri tabanına kaydettirmesine ilişkin sorumluluklar getirilmiştir. Kullanıcı için ise yapay zeka sistemlerini tamamen talimatlara uygun kullanması, yapay zekanın eğitimini izleyerek denetlemesi gibi sorumluluklar getirmiştir. Bu kapsamda kullanıcının yapay zekayı kullanımından doğrudan sorumlu olacağı da tüzüğün bir diğer sonucudur. Ayrıca tüzük kapsamında sağlayıcı tarafından bir fon sağlanması gerektiği de, tıpkı elektronik kişi görüşünde olduğu gibi, düzenlenmiştir. Ancak burada her ne kadar fon yapay zekanın sebep olduğu zararların tazmini amacıyla kullanılacaksa da sorumluluğun yine temelde sağlayıcı kişiye ait olacağı belirtilmelidir.
Tüzük incelendiğinde görüldüğü gibi Avrupa Birliği şimdilik yapay zekanın kişiliğine ilişkin tartışmaları bir kenara bırakmış, yapay zekanın kullanımından doğan sorumluluğu tıpkı araç kullananın sorumluluğunda olduğu gibi sağlayıcı ve kullanıcının sorumlu tutulacağı bir kusursuz sorumluluk halini düzenlemeye çalışmış olduğu görülmüştür.
Çalışmamız kapsamında da yapay zekanın hukuki olarak eser statüsünde kabul edilmesi söz konusu olmuşsa da yapay zeka hukukunda esas çözümlenmesi gereken problemin sorumluluk hukukuna ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
[1] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:32024R1689 (Son Erişim Tarihi: 20.06.2025)
[2] Tüzük yapay zeka sistemlerini risk düzeylerine göre sınıflandırmıştır. Buna göre yapay zeka sistemleri düşük risk, sınırlı risk, yüksek risk ve kabul edilemez risk olarak 4 kategoride sınıflandırılmış; kabul edilemez risk sınıfına giren yapay zekaları yasaklamış, yüksek risk sınıfına giren yapay zekaları sıkı denetime, sınırlı risk sınıfına giren yapay zekaları şeffaflık kriterine tabi tutmuştur.
SONUÇ
Bu çalışmada incelenen eşya statüsü, köle statüsü ve kişi statüsü yaklaşımları, yapay zekanın hukuki düzenlemeye konu edilmesinde çeşitli imkânlar sunmakla birlikte, her birinin ciddi yapısal eksiklikleri olduğu görülmüştür.
Türk hukukunda bilgisayar programlarının eser statüsüne haiz olduğu, yapay zekanın da özünde bir bilgisayar programı olması sebebiyle eser statüsüne sayılması gerektiği tespit edilmiştir. Yapay zekanın faaliyetlerinden doğacak sorumlulukların doğru bir biçimde tanımlanması ve bu sistemlerin insan hakları, güvenlik ile toplumsal fayda ilkeleri doğrultusunda yönlendirilmesi bakımından yapay zekanın kendine has, özgün bir hukuki statüye sahip olması gerektiği tespit edilmiştir
Son olarak çalışmamız kapsamında yapay zekânın Türk hukukunda eser statüsünde değerlendirilmesi gerektiği ele alınmış olsa da yapay zeka ile ilgili hukukî tartışmaların merkezinde yer alan asıl meselenin, Avrupa Birliği Yapay Zeka Tüzüğü kapsamında da belirtildiği üzere, sorumluluk hukukuna ilişkin sorunlar olduğu sonucuna varılmıştır.
KAYNAKÇA
Akbilek, Meliha. “Teknolojinin Pandora Kutusu: Robotların Hukuki Kişilikleri ve Hukuki Sorumlulukları”, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 3, S. 6, Aralık 2017, s. 215-236.
Akkurt, Sinan Sami. “Yapay Zekanın Otonom Davranışlarından Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk”, Uyuşmazlık Dergisi, Haziran 2019, S. 13, s. 39- 59.
Akkurt, Sinan Sami/ Abdurrahim Altun. “Yapay Zekaya Elektronik Kişilik Tanınması”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, (915862), Ankara, 2023.
Bak, Başak. “Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Yapay Zekâ Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, s. 211-232.
Demir, Remzi. Yapay Zeka İmalatçısının Ürün Sorumluluğu, Ankara, 2023.
Doğan, Erdem. Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu, 1.B., 2022.
Dural, Mustafa/ Tufan Öğüz. Türk Özel Hukuku Cilt 2 (Kişiler Hukuku), B. 19, İstanbul, 2018, s. 215.
Gayretli Aydın, Seda. Yapay Zekanın Hukuki Sorumluluğu, 2. B., 2024.
Kara Kılıçarslan, Seda. “Yapay Zekanın Hukuki Statüsü Ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, Temmuz 2019, S. 2, s. 363-389.
Karaca, Uğur/ Esra Karataş. “Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Fikri Ürünlerin 5846 Sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanununa Göre Korunması”, Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Haziran 2022, S. 1, s. 17-50.
Karadeniz, Özcan. “Roma Hukukunda “Pecilium” Müessesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 25, S. 3, 1968, s. 179-1944.
Kılıç, Muharrem. “Hukuksal Aklın Transhümanistik Temsilleri Ve Ontorobotik Varoluş Formları”, Adalet Dergisi, Mayıs 2021, S. 66, s. 15-54.
Oğuzman, M. Kemal /Özer Seliçi/Saibe Oktay Özdemir. Eşya Hukuku, 15. B. İstanbul, Filiz Kitabevi, 2012.
Özbay, Ümit Vefa. “Dijital Peculium Kavramı”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ekim 2021, C. 70, S. 3, s. 867-98.
Serozan, Rona /Baki İlkay Engin/Yeşim M. Atamer. Medeni Hukuk Genel Bölüm/ Kişiler Hukuku, B. 9, 2022.
Sirmen, Lale. Eşya Hukuku, Legem Yayınları, 11.B., Ankara, 2023.
Tahiroğlu Bülent, Belgin Erdoğmuş. Roma Hukuku Dersleri, İstanbul, 2014.
Umur, Ziya. Roma Hukuku Ders Notları, İstanbul, 1999.
Yavuz, Baturalp. “Yapay Zekanın Hukuki Statüsü”, Bursa Barosu Dergisi, Eylül 2021, S. 121, s. 63-70.
Zorluel, Mustafa. “Yapay Zekâ ve Telif Hakkı”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, C. 32, S. 142, Mayıs 2019, s. 305-356.
Haciz Müzekkeresi ile Haciz İhbarnamesi Arasındaki Hukuki ve Uygulamadaki Farklar- Ba
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Geçmişe Etkili Feshi Halinde İyiniyetli Üçüncü Kişinin Kazanımının Korunması
Orman Sınırları Dışına Çıkartılan Alanların Hukuki Niteliği
Kat Mülkiyetine Tabi Yapılarda Riskli Yapı Tespiti Sonrası Alınan Karara Karşı Azınlığın Hakları
