GİRİŞ
Alacağın devri, bir borç ilişkisinde alacaklı sıfatının değişmesini sağlayan ve özellikle kredi ilişkilerinde önem taşıyan bir hukuki işlemdir. Ancak devrin sonuçları, yalnızca alacağın kime ait olacağının belirlenmesiyle sınırlı değildir. Alacağa bağlı hakların devralana geçip geçmeyeceği ve bu hakların alacaktan bağımsız olarak varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği de önem taşır. Bu çerçevede, öncelikle alacağın devrinin hukuki niteliği ve geçerlilik koşulları ele alınacak; ardından Türk Borçlar Kanunu’nun 189. maddesi kapsamında bağlı hakların geçişi, özellikle ipotekle güvence altına alınmış alacaklar bakımından değerlendirilecektir. Ayrıca, devirden sonra tapu sicilindeki kayıtların durumunun, alacağın devrinin geçerliliğinden ayrı olarak ne gibi sonuçlar doğurduğu üzerinde durulacaktır.
1. ALACAĞIN DEVRİ VE TEMLİK SÖZLEŞMESİ
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) madde 183 kapsamında alacağın devredilmesi konusu düzenlenmiş olup işbu kanun hükmü uyarınca alacaklı; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadığı sürece borçlunun rızasından bağımsız olarak alacağını iradi olarak üçüncü bir kişiye devredebilir[1].
Madde hükmünde belirtilen unsurlara göre; alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını, borçlunun onayına gerek olmaksızın ve hatta borçlunun haberdar olması da gerekmeksizin bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir[2]. Temlik, sadece alacaklının değişmesi sonucunu doğurmaktadır, alacağın varlığı ya da miktarında herhangi bir değişiklik meydana getirmemektedir[3].
[1] TBK madde 183 şu şekildedir: “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”
[2] Ahmet Kılıçoğlu, (2011), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, s.543. Fikret Eren, (2008), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, s.1176.
[3] Duygu Diren, (2011). Alacağın temlikinin hüküm ve sonuçları (Yayın No: 323385) [Yüksek Lisans, Çankaya Üniversitesi], Yükseköğretim Kurulu, s. 5, (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=NFSGuoKcvMTjvqw1AUA0ZQ&no=0pghAUa9oaeUVdW0Fxq2AA.)
2. ALACAĞIN TEMLİKİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Alacağın temlikinin nitelikleri; hukuki bir işlem olması, tasarruf işlemi olması, akdi bir işlem olması ve soyut veya illi olması şeklinde sıralanabilmektedir.
Borçlar Kanunu’nda hukuki işlem kavramı tarif edilmemiş olmakla birlikte hukuki işlem; bir veya birden çok kişinin hukuki bir sonuca yönelik, özellikle bir hakkı veya hukukî ilişkiyi kurmaya yönelik açıklaması[1] şeklinde tanımlanabilir. Alacağın temliki işlemi irade açıklaması içermesi ve hukukî sonuç doğurması nitelikleri itibariyle hukukî bir işlemdir[2].
Tasarruf işlemi esasen bir hakkı veya hukukî ilişkiyi doğrudan doğruya etkileyen, onu diğer tarafa geçiren, içeriğini sınırlayan, değiştiren veya ortadan kaldıran işlemdir[3]. Alacağın temlikinde alacağı devreden, bu işlem ile kendi malvarlığının aktifini azaltırken devralanın aktifini arttırmakta ve temlik işleminin yapılmasıyla birlikte devredilen alacak üzerinde devredenin hiçbir hakkı kalmamaktadır. Bu niteliği itibariyle alacağın temlikinin, tasarruf işleminin ikinci unsuru olan “bir hakkı veya hukukî ilişkiyi etkileme” unsurunu da içermesi nedeniyle tasarruf işlemi olduğu görülmektedir[4].
Alacağın devri, bir tasarruf işlemi olmakla birlikte sözleşme niteliği de taşımaktadır. Bu nedenle, ilgili tasarruf işleminin kurulması bakımından tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını zorunludur. Bu bakımdan TBK kapsamında borçlandırıcı işlemler dikkate alınarak getirilmiş bulunan sözleşmenin kurulmasına ilişkin hükümleri, alacağın devri bakımından da kıyasen uygulama alanı bulur[5].
Alacağın devri işlemi de tüm kazandırıcı işlemler gibi bir hukuki sebebe istinaden gerçekleştirilir. Ancak alacağın devri işleminin bir hukuki sebebinin bulunması, onun geçerliliğinin bu hukuki sebebin varlığı ve geçerliliğine bağlı olduğu anlamına gelmemektedir. Doktrinde alacağın temliki işleminin hukuki sebebe bağlı olup olmadığı tartışmalıdır[6].
[1] Eren, s. 168.
[2] Diren, s. 12.
[3] Eren, s. 231. Kılıçoğlu, s. 31.
[4] Diren, s. 12.
[5] Simge Saraçoğlu, Teminat amacıyla alacağın devri, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora tezi, İstanbul, 2025, s. 1110.
[6] Detaylı bilgi için bkz: Simge Saraçoğlu, Teminat amacıyla alacağın devri, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora tezi, İstanbul, 2025, s. 102- 104.
3. ALACAĞIN TEMLİKİNİN KOŞULLARI
Alacağın temlikinin şartları şu şekilde sıralanabilir: Bir alacağın bulunması, devreden ile devralanın karşılıklı irade beyanının bulunması, temlik edenin tasarruf yetkisinin bulunması. Ayrıca alacağın temlikinin geçerliliği yazılı şekil şartına bağlıdır[1].
Bir kimsenin var olmayan veya sahibi olmayan bir hakkı devretmesi, geçersizliğin düzelebileceği hususu saklı olmak üzere, hüküm ifade etmez. Örneğin yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki alacağını devralan kimse, eğer sözleşme geçersizse, alacak hakkı iktisap etmiş olmaz; arsa sahiplerinden talepte bulunamaz[2]. Buna karşılık henüz iktisap edilmeyen, gelecekteki müstakbel) hakların önceden devredilmesinde bir engel yoktur[3].
[1] Nomer, 19. B, s. 558. Furrer, Muller-Chen, Çetiner, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 744.
[2] Nomer, s. 559. Ayrıca bkz: Yargıtay 14. HD 2011/1958 Esas, 2011/3194 Karar numaralı ve 14.03.2011 tarihli karar.
[3] Nomer, s. 559.
4. TEMLİK SÖZLEŞMESİNİN YAN HAKLARA ETKİSİ
Temlik sözleşmesinin yan hakları etkisi doktrinde çeşitli tartışmaların bulunduğu bir husus olup “Öncelik Hakları Ve Bağlı Hakların Geçişi” başlıklı TBK madde 189 kapsamında incelenmesi gereken bir konu teşkil etmektedir.
TBK madde 189 kapsamında alacağın devrine bağlı olarak devredenin kişiliğine özgü haklar hariç olmak üzere öncelik haklarının ve bağlı hakların da devralana geçtiği esas kuraldır[1].
Kanun hükmünde zikredilen yan haklar şunlardan oluşmaktadır[2]: Alacağın kapsamını genişleten yan haklar[3], alacağı takviye eden yan haklar[4], alacağa bağlı yenilik doğuran haklar[5].
Temlik sözleşmesinin yan haklara etkisinde esas tartışması gerekilen konu banka kredi sözleşmelerinde bankanın kredi alacağını üçüncü bir kişiye temlik etmesi noktasında toplanmaktadır.
Banka, kredi alacağını bir üçüncü kişiye temlik ettiğinde, ipotek hakkı da genellikle bu alacakla birlikte üçüncü kişiye devredilir. İpotekli taşınmaz devredilebildiği gibi, ipotekli alacak da rehin alacaklısı tarafından bir üçüncü kişiye, borçlunun onayı olmaksızın devredilebilir. İpotek, güvence altına aldığı alacağa bağlı fer’i bir hak olduğundan alacaktan ayrılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, ipotekli alacağın temliki halinde ipotek de kendiliğinden devralana geçer[6].
Bunun yanında “Alacağın Devri” başlıklı TBK madde 891 uyarınca ipotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerlilik şartının devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı olmadığı düzenlenmiştir[7].
Alacağın temlik edilmesiyle, tapuya kayıtlı olan ipotek, tescilsiz olarak alacağı temlik alana geçer. Bazı Yargıtay kararlarında, ipotekle teminat altına alınmış bir alacağın devrinin geçerli olması için tapu siciline tescilinin gerekli olduğu yönündeki gerekçenin yerinde olmadığı açıkça ifade edilmiştir[8].
Bu durum, alacağın ve ipoteğin temlikinin, ipotek hakkını bankadan alarak temlik alan üçüncü kişiye devrettiğini ve tapunun ipotekten ari şekilde devredilebilmesi için ipoteğin yeni alacaklısı, bir diğer deyişle temlik alanı, tarafından veya onun rızasıyla terkin edilmesi gerektiğini göstermektedir. Taşınmazı ipotekle yükümlü olarak devralan kişi, ipoteğin kaldırılması için ipotek lehtarına başvurulması gereklidir.
Bununla birlikte, ipotekle teminat altına alınmış alacak temlik edilmiş olsa bile, ipoteğin temlikinin tapu kayıtlarına işlenmemesi, ipoteğin terkini gibi davalarda tapu kayıtlarında ipotek lehtarı olarak görünen kişinin davalı olması gerekliliği gibi husumeti etkileyen usuli sonuçlara yol açabilmektedir[9].
Ancak TBK madde 891 hükmü uyarınca da ipotekle teminat altına alınmış alacağın devrinde bu hususun tapu kütüğü sayfasında tescil edilmiş bulunan rehinli alacaklının adının silinmesi ve yeni alacaklının adının yazılması söz konusu olmayacağı sonucuna varılmıştır.
[1] TBK madde 189 aynen şu şekildedir: “Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.”
[2] Mustafa Arıkan, Türk Özel Hukukunda Alacağın Temliki s,148.
[3] Buna örnek olarak faiz verilebilir.
[4] Buna örnek olarak; rehin, kefalet, ipotek vb. verilebilir
[5] Buna örnek olarak kira ve hizmet akitlerinde feshi ihbar hakkı verilebilir.
[6] Özel, Bengisu (2019) ‘İpotek Hakkının Sona Ermesi’ (Yüksek Lisans) İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 55.
[7] TBK Madde 891 aynen şu şekildedir: “İpotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerli olması, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı değildir.”
[8] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/6929 K. 2023/7977 T. 29.11.2023
[9] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/6929 K. 2023/7977 T. 29.11.2023
SONUÇ
İnceleme kapsamında görüldüğü üzere, alacağın devriyle alacaklı sıfatı değişmekte; devredenin kişiliğine özgü olmayan öncelik hakları ve bağlı haklar da kural olarak alacakla birlikte devralana geçmektedir. Bu sonuç, TBK madde 189’da açıkça düzenlenmiştir ve ipotek gibi alacağı güvence altına alan fer’î haklar bakımından da geçerlidir.
İpotekle teminat altına alınmış bir alacağın devrinde, ipoteğin yeni alacaklıya geçmesi için ayrıca tapu kütüğüne tescil yapılması TBK madde 891 uyarınca geçerlilik şartı değildir. Bununla birlikte, tapu sicilindeki kayıtların güncel hukuki durumu yansıtmaması, özellikle ipoteğin fekki gibi uyuşmazlıklarda kimin davalı gösterileceği konusunda usule ilişkin sorunlar doğurabilmekte ise de TBK madde 891 gereği alacağın devriyle bağlı hakların maddi hukuk bakımından geçişini, tapu kayıtlarının uygulamada doğurabileceği sonuçlardan ayrı değerlendirmek gerektiğinden ipotekle güvence altına alınmış alacağın temlikinde tapuya şerh şartının aranmaması gerektiği sonucuna varılmıştır
KAYNAKÇA
Ahmet Kılıçoğlu, (2011), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara.
Fikret Eren, (2008), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara.
Duygu Diren, (2011). Alacağın temlikinin hüküm ve sonuçları (Yayın No: 323385) [Yüksek Lisans, Çankaya Üniversitesi], Yükseköğretim Kurulu.
Simge Saraçoğlu, Teminat amacıyla alacağın devri, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora tezi, İstanbul, 2025.
Nomer, (2024) Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Furrer, Muller-Chen, Çetiner, Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
Özel, Bengisu (2019) ‘İpotek Hakkının Sona Ermesi’ (Yüksek Lisans) İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Mustafa Arıkan, Türk Özel Hukukunda Alacağın Temliki.
