GİRİŞ 

Olağan hayat akışında kişilerin her an bilinen adreslerinde bulunuyor olmaları gerçekçi bir bakış olmayıp, adreste kimse bulunmuyorken yapılan tebligatlarının akıbetinin belirlenmesi tebligat hukuku ve medeni usul hukuku bakımından önem arz etmektedir.  

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21 kapsamında tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina halleri düzenlenmiştir. Bu kapsamda tebliğ imkansızlığı halleri, tebellüğden imtina halleri, bu durumlarda izlenmesi gereken tebligat yöntemi incelenecektir.  

1. TEBLİĞ İMKANSIZLIĞI 

Tebliğ imkansızlığı; Tebligat Kanunu m. 21/1 kapsamında düzenlenmiş olup1 gösterilen adreste bulunmama hali olarak da ifade edilebilmektedir2. Tebligat memuru, tebligatın yapılacağı adrese gittiğinde adresin doğru olmasına rağmen tebligat yapılabilecek3 herhangi bir kimseyi adreste bulamamışsa ya da tebligatın bizzat muhataba yapılması gereken hallerde muhatap adreste bulunmuyorsa tebligat imkansızlığı vardır4 

1.1 Muhatabın Adreste Geçici Süre Bulunmaması 

Muhatabın adreste geçici süre başka bir yere gitmesi hali esasında bir tebliğ imkansızlığı teşkil etmemektedir. Buna ilişkin düzenleme Tebligat Kanunu madde 20 ile madde 21 birbirinden farklı iki madde olarak karşımıza çıkmaktadır5. Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi durumu Tebligat Kanunu madde 20 kapsamında düzenlenmiştir. Eğer maddede sayılan hallerden biri yoksa madde 21 hükmü uygulama alanı bulacaktır6 

Tebligat kanunu madde 20'nin uygulanma alanı bulması için bazı şartlar bulunmaktadır. Öncelikle ortada Tebligat Kanunu madde 13, 14, 16, 17 ve 18'e göre yapılacak bir tebligatın bulunması gerekmektedir7. Ayrıca tebligat yapılacak kimsenin geçici olarak başka yere gitmiş olması gerekmektedir. Belirtmek gerekmektedir ki aynı gün adrese dönecek olan kişi geçici olarak gitmiş sayılmayacak, öyle bir durumda tebligat madde 13, 14, 16, 17 veya 18 uyarınca gerçekleştirilecektir8 

Muhatap geçici olarak başka bir yere gitmiş olmayıp sadece tebliğin yapıldığı sırada adreste bulunmuyor ve tevziat saatinden sonra döneceği biliniyorsa artık madde 20 uygulanamayacak9; tebligatı kabul yetkisine haiz kişiler bulunmaktaysa tebligat Tebligat Kanunu madde 13, 14, 16, 17, 18 hükümlerine göre, eğer bu kişiler de adreste bulunmamaktaysa10 ya da muhatabın geçici süre başka yere gittiğini beyan eden kişiler bu kişilerden biri değilse11 Tebligat Kanunu madde 21 hükmüne göre tebligat yapılacaktır.  

Bunun ayrımının yapılması tebliğ tarihinin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Nitekim Tebligat Kanunu madde 20 ve Tebligat Yönetmeliği madde 29 gereğince tebliğ evrakını o yerin muhtarına/ihtiyar heyetine/kolluk amirine ya da memuruna teslim eder ve muhatabın kapısına ihbarname asar. Yapılan tebligat ihbarnamenin kapıya asılmasından itibaren 15 gün sonra yapılmış sayılır12. Tebligat Kanunu madde 21'e göre yapılan tebliğ ise ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihte yapılmış sayılacaktır13. 

1.2. Adresten Devamlı Ayrılmış Olması  

Muhatap adresten sürekli olarak ayrılmış ve Mernis adresi bulunmamakla birlikte yeni adresi bildirilmemiş/ tespit edilememiş olabilir. Böyle bir durumda Tebligat Kanunu madde 21 uygulanamayacaktır14. Muhatabın adresten sürekli ayrılması, o adrese bir daha dönmemek üzere ayrılmasını ifade etmektedir15. Bu durumda tebligat memuru tetkik görevini yerine getirmesi sonucu muhatabın yeni adresini tespit edebilmişse ve bu adres de aynı dağıtım bölgesindeyse tebligat memuru tebligatı o adrese yapabilir. Adres tebligat memurunun adresi dışında bir yerdeyse tebligat evrakı PTT merkezine iade edilecektir16 

Muhatabın adresten devamlı ayrılmış olması durumunda bu uygulamanın sağlanması için muhatabın Mernis adresinin bulunmaması şarttır. Yani tebligat çıkarılan adres muhatabın Mernis adresi ise muhatap adresten devamlı ayrılmış dahi olsa tebligat memuru tarafından yeni bir adres araştırması yapmadan17 Tebligat Kanunu madde 21/2 uyarınca tebligatı muhtara/ ihtiyar heyetine/ zabıta amirine/ zabıta memuruna teslim edebilecektir.  

Tebligat Kanunu madde 21/1 kapsamında muhatabın geçici süre adreste bulunmaması hali düzenlenmişken Tebligat Kanunu madde 21/2 kapsamında tebligat adresi muhatabın Mernis adresi olmasına rağmen muhatabın adresten devamlı ayrılmış olması hali düzenlenmiştir. İki düzenleme arasında tek fark; tebligat memurunun en yakın komşuya/yöneticiye/kapıcıya, bu tebligatın muhtara bırakıldığını muhataba bildirmek üzere haber vermesi hususudur. Bu şekilde haber verme hususu madde 21/2 kapsamında tebligat memuruna görev olarak yüklenmemiştir18 

Tebligat Kanunu madde 21/2'nin uygulama alanı bulması için tebligatın muhatabın gösterilen adresine gitmesi ve tebliğ edilmeden iade dönmesi gerekmektedir. Bu noktada doktrindeki tartışma konularından biri de bilinen adres ile Mernis adresinin aynı olması durumunda ortaya çıkmaktadır.  

Doktrinde bir görüşe göre; bilinen adres ile Mernis adresi aynı ise ilk tebligat normal tebligat şeklinde gönderilmek zorunda olmayacak, Mernis'te kayıtlı adrese doğrudan Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre tebligat çıkarılabilecektir19. Bir diğer görüşe göre ise; bilinen son adresle Mernis adresinin aynı olması durumunda, ilk tebligatın Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre çıkarılması usul ekonomisi ilkesinin bir gereğidir20. 

Bunun yanında Tebligat Kanunu madde 21/2'ye dayanılması için tebligat evrakının üstüne şerh düşülmüş olması gerekmektedir. Bu şerhin düşülmesi uygulama şartıdır21 

Bir diğer husus muhatabın adresten devamlı ayrılmış olduğu hallerde, askerde/cezaevinde/yurt dışında bulunduğu hallerde veyahut adreste hiç oturmamış olduğu hallerde dahi tebligat Mernis sistemine kayıtlı adresine yapılmalıdır22. Bu durum böyle olmakla birlikte uygulamada hukuki dinlenilme hakkı dahil pek çok hakkın zedelenmesine yol açmaktadır.  

Tebligat memuru muhatabın Mernis adresine gittiğinde binanın harabe olduğunu, yıkıldığını ya da yıkılıp yerine yenisinin yapıldığını tespit ettiği takdirde nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusu doktrinde tartışmalıdır.  

İlk görüşe göre böyle bir durumda dahi tebligat evrakının iade edilmesine gerek bulunmamaktadır. Tebligat evrakı muhtara teslim edilmelidir. İhbarname ise adresin bulunduğu yer binasına ya da bu binaya karşılık gelen yere asılacaktır23. İkinci görüşe göre ise civardaki insanlar aracılığıyla muhatabın yeni adresinin öğrenilip öğrenilemediği hususu değerlendirilmelidir. Muhatabın yeni adresinin öğrenilememesi durumunda adres meçhul olacaktır. Bu durumda da diğer şartların da sağlanması ile ilanen tebligat yoluna gidilmesi gerekecektir24. Üçüncü görüş böyle bir durumda tebligatın yapılmadan iade dönmesi gerektiğini savunmaktadır25 

1.3. Muhatabın Ölmüş Olması   

Muhatabın ölmüş olması durumu da yine bir tebliğ imkansızlığı olarak düzenlenmiştir. Bu durumu tespit eden tebligat memuru mazbataya yazar ve bilgiyi aldığı kişinin imzasını da alır. Bilgiyi veren kişi imzadan kaçınırsa bunu da mazbatada belirterek kendisi imzalar. Akabinde tebligat evrakını tebliği yapan merciye iade gönderir26. 

 

2. TEBELLÜĞDENKAÇINMA 

Tebellüğden kaçınma hali; muhatabın ya da muhatap adına tebligat kabul edebilecek kişilerin adreste bulunmasına rağmen tebligatı kabul etmemesi ve bunu sözleriyle ya da davranışlarıyla belli etmesi durumudur27. Bu durumda tebliğden imtina eden kişi tebliğ mazbatasına açıkça yazılır. Daha sonra tebligat evrakı muhtara, ihtiyar heyetine, zabıta amiri veya memurlarına teslim edilir. Bu kişiler tebligat evrakını teslim almak ve 3 ay muhafaza etmek zorundadır28. 

Tıpkı tebliğ imkansızlığı durumunda olduğu gibi bu durumda da adresin muhatabın fiilen oturduğu adres olması, ihbarnamenin kapıya asılması gerekir. Fakat tebliğ imkansızlığından farklı olarak Tebligat Yönetmeliği madde 31/1-b uyarınca en yakın komşuya/yöneticiye/kapıcıya bildirim zorunlu değildir.  

3. TEBLİĞ İMKANSIZLIĞISONUÇLARI 

Tebliğ imkansızlığı söz konusu olduğunda uygulanması gereken maddeler Tebligat Kanunu madde 21 ve Tebligat Yönetmeliği madde 30 olarak karşımıza çıkmaktadır. Tebliğ imkansızlığı durumunda tebligat memurunun yapması gereken ilk şey muhatabın nerede olduğunu ve ne zaman döneceğini öğrenerek bu hususu tebligat evrakına yazmaktır29 

Eğer muhatap gün içinde adrese dönecekse ihbarnamenin kapıyı asıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılmaktadır30. Muhatabın adreste geçici olarak bulunmaması ile devamlı olarak bulunmaması hallerinde tebligat usulü değiştiği için; tebligat memuru bu tetkik görevini yerine getirmeden ve bunu tutanağa geçirmeden hangi tebligat yönteminin uygulanması gerektiği tespit edilemez31 

Bu yüzden gerçek kişilere tebligatın yapılamaması durumunda Tebligat Kanunu m. 21 kapsamında tebligat yapılacaksa muhatabın gün içinde adrese dönüp dönmeyeceğinin araştırılması gerekmektedir. Gelen beyanlar tebliğ mazbatasına yazılmalı ve beyanda bulunan kişilere de imzalattırmalıdır. Bilgiyi veren kişi imzadan çekiniyorsa tebligat memuru bu durumu da yazarak mazbatayı kendisi imzalamalıdır32 

Akabinde yapılması gereken Tebligat Kanunu m. 21 ve Tebligat Yönetmeliği m. 30 uyarınca; tebliğ edilen evrakının muhatabın adresindeki muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amiri veya zabıta memuruna teslim edilmesidir33. Akabinde tebliğin m. 21'e göre yapıldığını gösteren ihbarname muhatabın binasının kapısına asılmalıdır. Böylece muhatabın kendisine bir tebligat evrakı geldiği ve evrakın kime teslim edildiğinden haberdar olması sağlanmış olacaktır. 

Her ne kadar madde hükmünde "bina" ifadesi kullanılmışsa da bu husus doktrinde bazı tartışmalara yol açmıştır. Doktrinde bir görüş m. metninde bina denilmişse de bunun muhatabın evinin kapısını ifade ettiğini; muhatap bir apartmanda oturuyorsa bu ihbarnamenin apartmanın giriş kapısına değil, muhatabın yaşadığı daire kapısına asılması gerektiğini savunmaktadır34 

İhbarname asıldıktan sonra tebligatı yapan görevli memurun; en yakın komşuya/yöneticiye/kapıcıya, bu tebligatın muhtara bırakıldığını muhataba bildirmek üzere haber vermesi gerekmektedir. Bu kişinin adı, soyadı, imzası alınmalıdır. Eğer adı, soyadı öğrenilemiyorsa, imzası alınamıyorsa bu durum da mazbatada ayrıca yer almalıdır35 

Tebligat Yönetmeliği m. 30 kapsamında ise bu kişilerin yalnızca adının, soyadının, imzasının alınmasının yeterli olmadığı; tebliğ memurunun tahkik etme görevi kapsamında en yakın komşudan/yöneticiden/kapıcıdan muhatabın neden adreste bulunmadığını ve gün içinde adrese gelip gelmeyeceğini öğrenme görevinin de bulunduğunu, tebligat memurunun bu soruların cevaplarını tebliğ mazbatasına şerh düşmesi gerektiği düzenlenmiştir36 

Doktrinde bir diğer husus ise tebligatta işlem sırasına uyulmuş olup olmama durumunun tebligatın geçerliliğine etkisidir. Esasında usulüne uygun bir tebligattan bahsedilebilmesi için işlemlerin sırasıyla yapılması bir geçerlilik şartıdır. Bir görüş sıraya uyulmadığı takdirde tebligatın usulsüz olacağını savunmaktadır37. Bunun yanında tebligatın usulsüz değil, geçersiz sayılacağını savunan bir görüş de bulunmaktadır38. Bir diğer görüş ise sıraya uyulmamış olsa dahi tebligatın geçerli kabul edilmesi gerektiğini savunan görüştür. Bu görüşe göre muhatap tebligat evrakını muhtardan teslim aldığı takdirde tebligatın hükümsüz sayılmasının mantıklı olmayacağından tebligat usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiş sayılmalıdır39 

SONUÇ 

Tebliğ imkansızlığının gerekçesinin gerçek ve geçerli şekilde ortaya konulması, tebligatın usule uygunluğu açısından büyük önem taşır. Aksi halde yapılan işlemler, hukuka aykırı sayılarak tebligatın geçersizliğine ve dolayısıyla hak kayıplarına neden olabilir. 

Çalışmamın sonucunda Tebligat Kanunu madde 21'in, modern çağın ihtiyaçlarına cevap vermekte gün geçtikçe yetersiz kaldığı, uygulamada tebliğ imkansızlığı durumlarında hala pek çok hak kaybının yaşandığı, tebligatın usulsüz olması nedeniyle pek çok kişinin hukuki dinlenilme hakkının zedelendiği tespit edilmiştir. Bunun yanında uygulanması gereken yöntemin doktrinde tartışmalar yaratacak şekilde düzenlenmiş olması hukuki öngörülebilirlik hakkını da ihlal etmektedir.  

Sonuç olarak söz konusu hükmün özenle uygulanması ve gelişen ihtiyaçlara göre revize edilmesinin, tebligat hukukunun sağlıklı işlemesi açısından elzem olduğu görüşüne ulaşılmıştır.  

 

KAYNA KÇA 

Akcan, Recep, Hakan Albayrak. Tebligat Hukuku, 3. B., Ankara, 2016. 

Atalı, Murat, İbrahim Ermenek, Hilal Üçüncü. Tebligat Hukuku, Ankara, 7. B., 2024. 

Çatalkaya, İbrahim. Tebligat Hukuku, Ankara 2018. 

Deliduman, Seyithan. Tebligat Hukuku Bilgisi, 5. B., Ankara, 2015. 

Güzel, Aydın. İcra ve İflas Hukukunda tebligat (Yayın No: 620306), Yüksek Lisans, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yükseköğretim Kurulu, 2020. 

Köksal, Mehmet. Tebligat Hukuku Şema Kitap- Ders Kitabı, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2018. 

Muşul, Timuçin. Tebligat Hukuku, 7. B., Adalet Yayınevi, Ankara 2018. 

Oskay, Mustafa. Tebligat Kanunu'nun 21. Maddesi ile İlgili Düşünceler, Ankara Barosu Dergisi, Sayı 1989/1, s.25-30. 

Ruhi, Ahmet Cemal. Tebligat Hukuku (En Son Yargıtay İçtihatlarıyla), 8. B., Ankara 2013. (Ruhi-Tebligat) 

Ruhi, Canan, Ahmet Cemal Ruhi. Tebligat Hukuku (En Son Yargıtay İçtihatlarıyla), 9. B., Ankara 2016. (Ruhi/Ruhi- Tebligat) 

Turan, Ahmet Uğur. Tebligat Hukuku Tebligat Suçları ve İlgili Mevzuat, 3. B., Ankara 2006. 

Uyar, Talih. İcra Tebliğleri (İcra ve İflâs Kanunu. 21), Ankara Barosu Dergisi, S. 2014/3, s.155-240.